713f9f01b04e4639bd9c0f05fbfc9826_18

Kudüs asla işgalci bir koloni başkenti olmayacak

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını duyurmasının ardından düzenlenen protesto gösterisinde Filistinliler, sloganlar attılar. [Ammar Awad / Reuters]

Siyonist psikozun köklerindeki psikopatolojiyi anlamak isterseniz, akıl hastası bir insanı kanepeye yerleştiren bir psikiyatrist gibi yaparak onların sanrılarının derinlerine inmelisiniz ve bugün psikotik sömürge kalıpların işleyişini görmek için tabii ki Donald Trump’ın âli derece ahmakça “Kudüs İsrail’in Başkentidir.” görüşünü duyurmasından saatler önce New York Times’da yayınlanan “Tabii ki Kudüs İsrail’in Başkenti” başlıklı bir makaleden (başka nerede?) daha iyi bir kaynak bulamazsınız.

Fanatik Siyonistlerin hezeyanlı tantanası, “kutsal bölgede yaklaşık bin yıl önce Roma tahribatından evvel bir tapınak bulunduğu” varsayımıyla başlar. Bu da 3.000 yıldan beri Kudüs’ün Yahudi halkının merkezi olduğu anlamına çıkar. Bu, Siyonist heybesinin en eskisi ve en sinsi hilesidir: Bir gerçeği kabul edin – bütün gerçeğin sadece bir parçası – ve onu avantaja çevirin. O kadar hızlı değil bayım!

Siyonistlerin Ortadoğu tarihine yönelttikleri kasıtlı amatör uğraşı kabak tadı vermiş bir deliliktir. Hıristiyanlar ve Müslümanlar da, binlerce yıla dayanan kendi arkeolojik geçmişlerini aynı Filistin’de takip ediyor. Bu, Filistin’de bir Hıristiyan veya İslam cumhuriyeti ilan etme hakkı vermiyor. Filistin’de bir “Yahudi devleti” fikri, Hristiyan İmparatorluğu veya İslam Cumhuriyeti teklifi kadar hilelidir. Filistin Fars ve Roma imparatorlukları tarafından da yönetilmişti, ancak bu durum, İtalya ya da İran’a Filistin’e gelip hak iddia etme yetkisi vermez. Berlusconi ve Ahmedinejad’ı Filistin üzerindeki iddialarıyla mücadele etmek için pek tabi bir ringe yollayabiliriz – kazanan Netanyahu ile dövüşecek. Siyonistlerin problemi, kendi aptallıklarına nasıl tamamen kayıtsız kaldıklarıdır.

Bir yanlıştan diğerine

Bu sahte öncülden hareketle, şarlatanlar daha da yanlış bir sonuca varıyorlar: şiddet fantezileri içinde “Yahudiler geri döndü” diyorlar ve 19. yüzyılda Yahudiler mahalleler inşa etmeye başladılar ve Kadim Kudüs duvarlarının dışında yerleşmeye başladılar.”
Filistin’e giden veya Filistin’de yaşasa bile dini bağlılıktan bigâne veya yüzyıllardır Hıristiyanlarla ve Müslümanlarla ortak vatanda yaşamış Yahudilerin, Filistin’i sömürgeleştiren maceracı Avrupalı Siyonist projeyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu iki kesim, Siyonist “silahlı haydutlar”ın Filistin’deki hain hırsızlığı meşrulaştırma amacıyla kasıtlı biçimde var olmayan meşruiyeti kılıfına uydurmak için Yahudi tarihiyle birleştirdiği tamamıyla farklı iki gerçektir.

Filistin’deki diğer emperyalist ve sömürge işgali tarihin çöplüğüne gönderildikten sonra Siyonizm’in bitiminde Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar nesiller boyu yine Filistin’de yaşamaya devam edecekler:

Sürekli olarak Yahudileri Siyonistlerle eşleştiren açık İsrail uydurmacılığı, çocukça numaraları alenen sürdürüyor. Ama şu gerçek onların başını öne eğdiriyor: Tüm Yahudiler Siyonist değil. Siyonistlerin hepsi de Yahudi değil. Hıristiyan Siyonistler tüm Siyonistlerin en fanatikleridir. Müslüman Siyonistler şimdi İslam’ın Kalbindeki Suudi Prensin başı çektiği ve Washington DC’deki Emirati büyükelçisi tarafından yönetiliyor. İsrail yerleşimci kolonisini meşru şekilde eleştirenlere karşı getirilen anlamsız antisemitizm suçlamasına da bir son verilmelidir. Tekraren: Tüm Yahudiler Siyonist değil, Siyonistlerin hepsi Yahudi değildir ve “anti-Semit” olarak isimlendirilmekten korkan tek zümre anti-Semitler’dir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Balfour Deklarasyonu’nun Kudüs’e uzatılmasını bekleyen İsrail propaganda görevlilerinin beyanı: “Bir Amerikan başkanın açıklaması, İsraillilerin Kudüs’e olan bağlılığını değiştirecek değil. Burası bizim başkentimiz ve her zaman öyle olacak. Yahudi halktan alınarak zorla işgal edildi. Tekrar güçle geri alındı. Gerekirse güç kullanarak İsrail egemenliği korunacaktır. ”

Hasbara memurunun sığ dağarcığı

Hasbara memuru “burası bizim başkentimiz” açıklaması yapıyorsa bu hırsız Siyonist beyanatından başka bir şey değildir. “Yahudi tebaasından koparılmış” diyor ise bu kirli çıkınından bir kart çıkaran tarihi çarpıtma hilesi demektir.

Hiç Kimse Kudüs’ü Yahudilerden almadı ki Siyonistlerin onu geri alma hakkı olsun. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar bütün olarak fetihçi imparatorlukların bir parçası oldu ve sonunda da Siyonist sömürgeciliğinin Filistini işgaliyle Avrupalı emperyalizm zirveye ulaştı. Bu tarihi gerçek ideolojik hasta siyonist zihni kaplayarak gargara yapıp abuk subuk bir söz haline geldi.

Irkçı bir ideolojide köklenmiş İsrail, bir İngiliz sömürgeci subayı tarafından kurulan ve şimdi de daha hoyrat ABD emperyalizmiyle sürdürülen Avrupalı bir sömürge yerleşimidir. Babillilerden Perslere, Romalılara, Haçlılara, Osmanlılara ve İngilizlere kadar;  Filistin birbirini takip eden muvaffak imparatorluklar tarafından yönetildi fakat hiçbirisi Filistin sakinleri  (Yahudiler, Hıristiyanlar veya Müslümanlar) hakkında yasal hak iddiasında bulunmadı.

Siyonist sömürgeciler, zerre miktarı tarihi meşruiyet olmaksızın Filistin’i kendi hesaplarına vahşice işgal eden en son diktatörlerdir. Filistin’de diğer tüm emperyal ve sömürgeci işgallerin sona ermesiyle Siyonizm de tarihin çöplüğünü boyladığında, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar, nesiller boyu Filistin’de yaşamaya devam edecekler.

Siyonistler eğitimsiz propagandacılardır. Sınırlı bir söz dağarcığı, tarih diye lanse ettikleri bir hezeyan fantezisine ve Avrupalı – Amerikalı seyirciye suçlama olarak sattıkları fanatik bir eğilime sahiptirler. Satılanların en iyisi de bu tehlikeli hezeyandır. En kötüsü ise İsrail’i yönetmek ve Filistin’in çalınmasına destek için Birleşik Devletleri kandırmaktır. Protestolarının sesi gür çıksa da iddialarının içi boş.
Filistin, Filistinlilere aittir. Kudüs her zaman Filistin’in başkenti olmuştur ve öyle de kalacaktır. Kudüs hiçbir zaman İsrail olarak bilinen ırkçı, ayrılıkçı Avrupa’nın sömürgeci garnizon devletinin başkenti olmadı ve olmayacaktır.

The views expressed in this article are the author’s own and do not necessarily reflect Al Jazeera’s editorial policy.

Hamid Dabashi

Professor of at Columbia University

Reklamlar