ethnic divisionsWalter Russell Mead
July 24, 2017

Yakın zaman da basına kapalı gerçekleşen bir grup düşünce kuruluşu toplantısında donanımlı bir Alman yetkili “Avrupa’da sizi en fazla endişeye sevk eden şey nedir?” sorusunu tereddütsüz biçimde şöyle yanıtladı: “Rusya ve Türkiye’nin kaynayan kazanı karıştırdığı yeni bir Batı Balkanlar krizidir.” Onun en kötü senaryosuna göre, Türkiye ve Rusya’nın bölgesel sınırların yeniden çizilmesine yardımı, bütün Balkanlar, Sırbistan ve Arnavutluk’taki bu iki devletin vekillerini cesaretlendirecektir. Rusya destekli Sırp Hükümeti, etnik olarak Sırpların yaşadığı Bosna Hersek’in geniş bir bölümünü kendine bağlayabilir. Türklerin desteğiyle de Arnavutluk, sadece Arnavut çoğunluğun bulunduğu Kosova’da değil oldukça geniş bir Arnavut azınlığın yaşadığı ve anavatanla birleşmek arzusu taşıyan Makedonya’da da benzer manevralar çekebilir.

Bu tür hadiselerin gerçekleşme olasılığı ihtimal dışıdır. Sırbistan’daki Büyük Arnavutluk taraftarlarının bazı toprak iddialarından bu yana iki ülkenin yeni bir harita üzerinde mutabakata varması zor olacaktır. Bir dış işleri bakanından ziyade bir kabadayı James Bond tarzını ilham eden bir fikir olsa bile gerçekleştirilemez bir çıkarım değildir. Sayısının gitgide arttığı Bond kabadayısı olma heveslilerinin bu günlerde dünya siyasetinde revaçta olduğu görülüyor.

Almanya’nın endişelerinin altında yatan hayati bir gerçek var. Balkanlar çözülüyor ve şimdi Batı, Rusya’nın müdahalesinden daha çok bunun hakkında endişelenmelidir. Türkiye giderek bir NİNO ( (kâğıt üstünde NATO) gücüne dönüşüyor ve Rusya’nın Türkiye hakkındaki derin şüphelerine rağmen Başkan Recep Tayyip Erdoğan Başkan Vladimir Putin ile daha yakın işbirliğini sürdürüyor.

Türkiye ve Rusya, Almanya ve Avrupa Birliği karşıtlığı hususunda bir araya gelmiştir. Rusya sadece NATO’dan nefret etmiyor aynı zamanda kıtanın (Avrupa) meseleleri mevzubahis olduğunda büyük tarihsel bir güç olan Rusya’ya karşı Avrupa Birliğini bir bariyer olarak görüyor.
Türkiye de Avrupa Birliğine sırtını döndü, Almanya ve diğer üye ülkelere karşı bir kaldıraç güç arıyor. Türkiye ve Rusya için nispeten daha az risk ve maliyetle Balkanlarda Avrupa sorununa sebep olabilme yararlanmak için oldukça iyi bir seçenektir.

Sırbistan, Makedonya, Montenegro, Kosova ve Bosna Hersek gibi ülkeler için Avrupa Birliğine üyelik beklentisi Balkanlardaki kırılgan barışı korumaktan başka bir şey yapmamıştır. Rusya yahut ta Türkiye’nin müttefiki olmaktan ziyade her Balkan ülkesinin Avrupa birliğinin bir parçası olmasını isterim.

Avrupa Birliği için Balkanlarda yeni bir kaos felaket olacaktır: Balkanlardaki Müslümanlar arasındaki radikalleşmenin yanında mülteciler, suç gibi unsurlar düşman güçler için Avrupa genelinde etki alanı kazanmak için önemli bir imkan olacaktır. Fakat Avrupa Birliği Balkanların bunu kendi kendine yapabileceğini düşünmüyor. Almanya ise Amerika Birleşik Devletlerinin çözümün parçası olabileceğini söylüyor.

Amerika Birleşik Devletleri oyuna katılacak mı? Uzaktaki bir Balkan kavgasına müdahil olarak Almanya’nın yaşamını kolaylaştırmak tam olarak Donald Trump’ın akıllı dış politika fikriyle uyuşmuyor. Atlantikçi bir başkan olan Bill Clinton dahi Amerika Birleşik Devletlerini Yugoslavya’nın dağılması sonrası çıkan savaştan uzak tutmak için iki yıl uğraşmışken Mr. Trump, müdahale konusunda, Barak Obama’nın Suriye’deki savaş karşısındaki soğuk mesafeli duruşu gibi muhtemel bir yeni Balkan savaşı dalgasına girişmede daha şüpheci olabilir. Bu büyük bir hata olacaktır. Başka yerlerdeki problemlerle nazaran Balkanlardaki kavgaların küçüklüğüne rağmen Balkanlarda olan sadece Balkanları etkilemekle kalmaz başka bir kan dökme süreci Avrupa Birliği kadar NATO’yu da temelinden sarsabilir. Kriz, gelecek on yıllar için Avrupa Birliği Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerini yeniden tanımlama potansiyeline sahiptir.

Avrupalılar göreceli küçük ve kısa-dönemli Amerikan yatırımlarının – aktif diplomasi ve Kosova’da Amerikan güçlerini konumlandırmak- uzun süre sürdürülebilirliğini savunuyor. Fakat bizim (Amerikalıları kastediyor) başkan o argümanı inandırıcı bulmayabilir. Mr. Trump’ın temel dış politika kanaati bir süreliğine (on yıl kadar) müttefiklerinin kendi başına hareket etmenin tadını çıkarmasına Birleşik Devletlerin ön açması yönünde olduğu görülüyor. Balkan barışı hakkında endişelenen Avrupalıların endişeli Beyaz Saray’ı iştirak için nasıl ikna edeceklerini düşünmeye ihtiyacı var. Eski dayanaklar –NATO ittifakı, özgürlük mücadelesi, Rusya korkusu- yeterli olmayabilir. Mr, Trump bir anlaşma söz konusu olacaksa, Berlin’in onu masaya nasıl oturtacağı üzerine çalışmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyor.

Mr. Mead is a fellow at the Hudson Institute, a professor of foreign affairs at Bard College, and editor at large of the American Interest.

https://www.google.com.tr/amp/s/www.wsj.com/amp/articles/europes-next-crisis-the-balkans-1500937579

Reklamlar