Ocak 10, 2016 | Güncelleme ocak 11, 2016
Hossein Askari Economist, George Washington Üniversitesi

images-9
Daeş ve diğer Müslüman (görünümlü) teröristler nasıl mağlup edilebilir? Bu bizim neslimizin belki de yüzyılımızın sorusudur.
Evvela ufak bir test. Çoğu Müslüman devletlerin temel sorunu nedir? Suçlusu kimdir? Neden İslami ( görünümlü) terörizm çok güçlüdür? Çözüm nedir? Niçin Islamicity Endeksleri İslam dünyasının değişimi böylece de İslami ( görünümlü) terör belasının kökünü kazımak için en iyi araçtır?
Masamızın üstünü temizleyerek başlayalım. İslam problem değil İslam ülkelerinin daha iyi bir geleceğe sahip olması için çözümdür. Aslında İslam …. hanedan idareciler, şeyhler ve idarelerini legalleştirmeye çalışan güçlü kişiler tarafından tutsak edilmiş ve baltalanmıştır. Ve onların yönetimi –temsili hükümet ve yasadışı hukuklarıyla –Doğudaki ve özellikle Batıdaki Büyük Güçler tarafından arkalanmaktadır. İşbirlikçi ve şahsi menfaatin ulusal kılıklı dış güçlerinin müdahalesi, illegal Müslüman yöneticilerin kendi halkları üzerindeki baskıcı idarelerini sürdürmelerini mümkün hale getirmektedir.

Sonuç olarak Müslüman ülkelerdeki hâkim güçlerin İslam’ı yanlış yorumlayarak baskılarını meşrulaştırmaya çalışmaları neticesinde halkın çoğunluğu hürriyetlerinden yoksun kalmakta ve daha iyi bir gelecek elde etmek için küçük bir fırsatın kalacağı toplumsalda yaşamaktadırlar.
Bu koşulların Müslüman idareciler ve onların dış destekçilerine karşı şiddet ve nefret için iyi bir üreme ortamı sunduğunu görmek zor değildir. Batının doğruculuğu ve insan hakları beyanatları, yine Batının İslam dünyasındaki bazı liderlere verdikleri destekler nedeniyle zayıflamakta, üye kazanmaları için sınırsız propaganda malzemesiyle DAEŞ vb.lerine destek olarak dönmektedir. İronik biçimde bütün taraflar –baskıcı yönetimler ve DAEŞ, El-Kaide gibi teröristler – kendi tutum ve davranışlarını meşrulaştırmak için İslam’ı kullanırlar.
Fakat Müslüman teröristlerin sayısının çok düşük olması şaşırtıcıdır. Dünya genelinde 1.5 milyar kadar Müslüman olduğu varsayılırsa DAEŞ gibi organizasyonlara mensup olanlar 150 000 den azdır yani teröristler yüzde 0.001’den daha az bir insan grubudur. Terörizmin bugün dünya çapında pek çok Müslüman için (diğer herhangi bir dinden daha hızlı artan bir nüfusa sahip olması da düşünülürse) oldukça kötü olması bir yana eğer terörizmin temel sebebi doğru bir biçimde tanımlanamaz ve durdurulamaz ise gelecek hakikaten felaket olabilir. Mesaj nettir. Yanlış teşhis ve tedavinin dünyayı yakıp yıkabileceğini bugün artık biliyoruz. Terörizme karşı kapsamlı bir siyasi bakış açısı getirmek, doğru bir şekilde uygulamak daha iyi olacaktır.

Müslümanlar kendi ülkelerinin, ictimai ataletine nasıl cevap verecek, ayırt edici bir nitelik olarak hür, eşit ve müreffeh, adil toplum olmanın sorumluluğunu nasıl üstlenecekler? Önceki yazılarda (previous posts) İslami ilkeleri ve Kur’an’da öngörüldüğü biçimde bu ilkelerin Müslüman toplumlar için önerdiği ana çatıyı açıklamıştık. Öyleyse Müslümanlar neden böyle toplumlar kuramıyorlar? Onları durduran nedir?
Müslüman ülkelerin çoğunda İslam oldukça kurumsallaşmış ve öğretileri özgürce tartışılamayacak kadar katıdır. Yıllar sonra Kur’an tefsirini iktidar sahipleri ve din adamları devraldı. Onlar da Kur’an’ı en iyi kendilerinin anladıklarında ısrar ediyor ve mesajı iletmek için kurnaz din adamları üretiyorlardı. Müslümanların, kendilerine söylendiği gibi davranması bekleniyordu. Müslümanlar, Kur’an ilkelerine başvuru ve yorum tartışmalarından uzak tutuldular. Aslında pek çok Müslüman ülkede, devlet onaylı Kur’an yorumunu sorgulamak ve daha kötüsü tartışmak için alternatif yorumlar sunmak ciddi cezalarla sonuçlanabilecek suç teşkil ediyor. Müzakere, tartışma ve sorgulama malayani kabul ediliyor. Niçin? Çünkü İslam bir kontrol aracı olarak kullanılıyor.
Kişisel menfaat için İslam’ın gasp edilmesiyle oluşan yanlış yorum alanında, Daeş başka bir yanlış İslam yorumu için alıcı bir kitle bulmaktadır. Daeş vagona atlayıp kendi İslam yorumuyla dış destekli Müslüman görünümlü uzun listenin peşini takip ediyor.
Eğer bu probleme işaret edilmezse başkaları daha aşırı yorumlarla kendi ajandaları ve zamanlarının modunda varlık alanı bulacaktır. Daha önceki yazılarda Müslümanlar dinlerinin sorumluluğunu alma cesaretini göstermeliler demiştik. Medine’de Hz. Muhammed tarafından Kur’an Araştırmaları ( İslam toplumlarının teorik yapısı) ve yorumu yapılıyor. Fakat sonra? Müslümanlar devlet onaylı yorumlara meydan okuduğunda, Allah’ın kelamını yorumlayacak zorunlu dini eğitimden yoksunluk ve cehalet olarak görmezden gelinecekler yahut Batılılar tarafından zihinlerinin yıkandığı suçlamasına maruz kalacaklardır. Eğer idarecilerden reform istemede ısrar ederlerse tutuklanabilir, hapsedilebilir ya da isyankârlık suçlamasıyla infaz dahi edilebilirler.
İşte burada Islamicity endeksleri devreye girmektedir. Endeksler Kur’an’dan bir bölüm yahut bir ayete odaklanmamaktadır. Bunun yerine örneğin adalet, özgürlük, yoksulluk, fırsat eşitliği, refah ve Allah’ın verdiği rızkı paylaşmak vb. bir konudaki Kur’an ilkelerini bütüncül biçimde kavrama niyetindedir. Bu hususlar egemen ekonomik, siyasi veya insan hakları koşullarına dair daha geniş endeksler sunan birkaç farklı biçimde organize edilebilecek verilere dönüşür.
Endeksler bir ülkenin performansını ölçmeye yarayacak İslami kıyas ilkeleri sağlamayı amaçlamaktadır. Ümit edilir ki küresel bir destek kazanır ve nihayet şahsi menfaatleri pohpohlayan yanlış yorumların önüne geçilir. İki tür endeks mevcuttur – bütün ülkeleri karşılaştırmayı (bir skor ve sıralama) sağlayan kesitsel endeks; ve tek bir ülkenin yıllara göre performansını görmeyi sağlayan tekil ülke uzun dönemli endeks.
Bu endeksleri din adamları ve yöneticilerin görmezden gelmesi çok zordur. Bir indekste yer alan herhangi bir element reddedilirse ayarlama da yapılabilir fakat sonuç çok fazla değişmeyecektir.
Islamicity Endeksleri ülkelerin performanslarını hepimizin görmesi için açıklanmaktadır. İslami ilkelerin hatalı yorumlarından çıkarılan hükümlerin yastık altında gizlenmesi idareciler için daha da zor olacaktır. Onların başarıları ya da başarısızlıkları daha iyi siyasi tavırlara dönüşmesi için değerlendirilecektir. Böylece Müslüman yahut Müslüman olmayan dünya İslam ülkelerindeki güncel devlet sorunlarını İslam’a atfetmek yerine doğru kaynağına -kural tanımayan  yöneticiler ve hükümetler, onların müttefikleri ve yabancı destekçileri- erişmeye başlayabilir.
Ümit edilir ki bu gayret uluslararası bir bilinirlik ve onay kazanacak ve Müslüman dünyada değişim için bir katalizör olacaktır. İslam’ın temel bir kurumu olan insanlık birliğini genişleterek Müslüman ve gayrimüslim dünya arasındaki büyüyen uçurumu kapatmaya yardıma dönüşecektir.
Hayattaki her şeye sebep bir sözdür. Islamicity endeksi İslam dünyasında çok fazla ilgi görmüştür. Dünyanın dört bir yanından genç Müslümanlar bahsi geçen endeks müzakerelerini indirmiştir. İmamlar endeks sonuçlarını kendi cemaatlerinin dikkatine sunmuştur. 2014 yılında İslam Kalkınma Bankası (IDB) İslam Hukuku temelli sosyo-ekonomik kalkınma endeksi geliştirmeye odaklanan iki konferans organize etmiştir. 2015’te Malezya hükümeti gelişim ve reform ihtiyacıyla İslami ilkelerle ülkenin uyumunu ölçen kendi indeksini hayata geçirmiştir. Bu tür pozitif geri bildirimler olurken, Müslüman ülkelerde hükümetlerin baskıcı yönetimi destekleyen endeks geliştirme araştırmalarının yükselen gizli ajandası hakkında bilgilendirildik.
Şubat 2016’dan itibaren web sayfalarımızın aktif olacağını ümit ediyoruz. (Islamicity-Index.Org ve Islamicity-Indices.Org) Bu çabamızın Müslüman ve gayrimüslimler arasındaki iletişime de katkı sağlayacağını ümit ederiz. Batı ve doğulu hükümetler geçmişte diktatörleri destekleyen bencil politikalarını bırakır ve yerine yabancı güçlerin bağımlı devletlerde daha fazla reform ihtiyacını destekledikleri bir işbirliği sürecine girmeleri ve bütün insanlık için daha iyi bir gelecek yaratacak, terörizm alevini söndürecek reformlar yapmalarını ümit ediyoruz.
İslam dünyasında gördüğümüz şeyin İslam değil onun çarpıtılması olduğuna vurgu yaparak bitirmek istiyoruz. Aşk, tevhid, hürriyet, temsili idare, etkili yönetim ve adalet gibi temel İslami ilkeler, bir yüzyıl önce yaşamış olan Müslüman Kardeşler’in kurucu üyesi Muhammed Abduh’un sözlerinde varlık bulmuş ifadesiyle “Batıya gittim İslam’ı gördüm fakat hiç Müslüman yoktu, Doğuya geri geldim Müslümanları gördüm ama İslam yoktu” cümlesinde anlam bulan ilkeler hiçbir Müslüman ülkede olmadığı kadar Kuzey Avrupa’da daha fazla görünmektedir.
(Not yazarın bazı kavramları (Müslüman teröristler vb.) kabul etmediğimi belirtmek istiyorum. Bununla birlikte yaptığı araştırma ve hazırladığı endeks incelemeye değer önemli – eksikleri olsa dahi- bir araştırmadır. Yazı huffingtonpost blog dan çevirilmiştir.)

Araştırmaya ulaşmak için

 

Reklamlar