“Dünya Dinleri” kitabının yazarı Huston Smith 97 yaşında öldü.
DOUGLAS MARTIN, DENNIS HEVESI
the New York Times
JANUARY 1, 2017

unnamed-3
Metodist Kiliseden, Zen Manastırına hatta Timothy Leary’nin (Ünlü bir psikyatrist) oturma odasına kendi irfanının peşinde koşan meşhur din bilgini Huston Smith, Berkeley Kaliforniya’daki evinde 97 yaşında vefat etti. Eşi Kendra da vefat ettiğini doğrulamıştır.
Profesör Smith, yarım yüzyıldır üniversite düzeyindeki karşılaştırmalı din derslerinde “Ademoğlunun Dinleri” (The Religions of Man, 1958) adlı standart ders kitabıyla tanınmıştır. 1991 yılında kısaltılarak “Dünya Dinleri” (The World’s Religions) adıyla yayınlanan kitabın iki versiyonu birlikte üç milyondan fazla satılmıştır.
Kitap, tarifsiz hakikat vurgusu müşahede edilen ve karşılıklı anlayış ve bir arada yaşama idealine sahip bir çeşit altın kuralla sona eren dünyanın belli başlı inançları yanında yerli kabile dinlerini de incelemektedir;
“If, then, we are to be true to our own faith, we must attend to others when they speak, as deeply and as alertly as we hope they will attend to us.”
Boston Üniversitesi din bilimleri profesörü Stephen Prothero bir röportajında bu kitabın karşılaştırmalı din araştırmalarının en önemli eserin olduğunu ifade etmiştir.
Profesör Smith, 1996 yılında Bill Moyers’in beş bölümlük “Huston Smith ile İmanın Hikmeti” (The Wisdom of Faith With Huston Smith) adlı PBS belgeselinin merkezine koymasıyla çok geniş kitlelere ulaştı. Her bölüm Smith’ten bir alıntı ile başlamıştır. “Eğer dünyanın en uzun ömürlü dinlerinin zirve dönemlerine bakarsak insan ırkının saf bilgeliğini keşfederiz.”
Kaliforniya Üniversitesi Din araştırmaları bölümünde Profesör olan Richard D. Hect, Smith’i “ 20. Yüzyılın ikinci yarısında genel okuyucu kitlesine hitap eden en büyük üç din yorumcusundan birisidir.” Diğerleri Joseph Campbell ve İngiliz Roderick Ninian Smart’tır.
En son Kaliforniya Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Smith’in dine olan ilgisi akademinin çok ötesindeydi. “irfan ışığımızı ebedi nura çevirmek” olarak tarif ettiği neşeli irfan arayışı müddetince Tibetli Budist keşişlerle meditasyon, Hindu ruhbanlarıyla yoga, Müslüman dervişlerle sema yaptı, Meksikalı yerlilerle yaşadı ve Yahudiliğe ihtida eden kızıyla birlikte Şabbat kutladı.
1960’ların başlarında Profesör Smith’e Tanrıyı tecrübe etmeye en çok yaklaştıran şey hayallere daldıran ilaçlardı. Zihin uyuşturan maddeler hakkında uzman olan Harvard Profesörü T. Leary, hayallere daldıran (psychedelic) ilaçları araştırmak için Profesör Smith’i işe aldı. O dönemde Profesör Smith Massachusetts Teknoloji Enstitüsü civarında felsefe eğitimi vermekteydi. 1960 Ağustos ayında Meksika’da Leary halüsinasyonlara sebep olan psilobin mantarlarını ilk defa aldığında derin bir dini tecrübeye ulaştığını düşündü. Buna bağlı olarak Leary, zihni uyuşturucu ilaç araştırmaları hakkındaki Harvard Psilobin Projesine din uzmanlarının da dâhil olmasını istedi.
Harvard psikoloji bölümünden akademisyen Richard Alpert bu girişimde kritik bir role sahipti. (Daha sonar Ram Dass ismini almıştır.) 1961 yılbaşında Leary’nin ekibi oturma odasında mantarları yuttu. “Muazzam bir huşu hali”. Profesör Smith daha sonra “o tam olarak aradığım şey” diyecektir. Bir yıl sonra ekip, bir kilisenin üst katında Paskalya ayini yapılırken bodrum katında toplanan 20 gönüllünün yarısına psilobin mantarı diğerlerine plasebo ilacın verildiği bir deney yaptı. O dönemde yasal olduğu için Profesör Smith de uyuşturucu ilaçtan aldı ve kesinlikle Tanrıyla hususi bir tecrübe yaşadığını belirtti. “O andan sonra hayatın her anının bir mucize olduğunu biliyordu.”
Don Lattin “The Harvard Psychedelic Club” dergisinde Psychedelic araştırma projesinin 2010 yılı raporunda “İlahi aşka cevap vermek için tek münasip yol, ilahi aşkın bu anlamlı hediyesini dünyanın geri kalanıyla paylaşmaktı.” olarak ifade etti. Profesör Smith, Leary’nin “çal, aç, bırak” üçlemesiyle aklı başına gelirken bir sarhoşluk verici yolculuğun sağladığı zihin açıcı vecd haline inancını koruyordu. Bu ilk ilaç deneyleri onun için yeterli oldu.
“Algı kapılarını açmak: Etnogenetik bitkiler ve kimyasalların dinsel önemi” (2000). (Etnogenetik, manevi derinlik amaçlayan bir sarhoşluk haline geçişi hedefleyen maddelere verilen isimdir. Smith’in ifadesiyle “Tanrıya ulaştıran”)
“Eğer bugün herhangi bir kimse açık bir boşluk hissi verecek bir madde (sersemletici hiçbir risk taşımasa bile) sunmuş olsa ve 15 dakika sonra normale dönme garantisi verse Profesör Smith onu reddeceğini açıklamıştır.
Huston Cummings Smith 31 Mayıs 1919’da Çin’in Suzhou bölgesinde Metodist Misyoner merkezinde doğdu. Ailesi daha sonra Smith’in “Tales of Wonder: Adventures Chasing the Divine.” adlı hatıralarında “farklı inançlar kazanı” dediği Zang Zok şehrindeki kadim vadiye yerleşti. Bu vadiyi “evimden birkaç blok öteye geçtiğimde dünyanın belli başlı dinlerinin yarısına ulaşıyorum. “yan yana varlıklarını sürdürüyorlar.” şeklinde tasvir etmektedir.
Misyoner olmayı tercih edince ailesi onu Fayette’deki küçük bir kilise destekli kolej olan Central Methodist University’ye gönderdi. Metodist bir rahip olarak atanmasına rağmen “dünyayı Hıristiyanlaştırma” arzusu olmadığını ve vaaz etmek yerine eğitim vermeyi tercih edeceğini açıklamıştır.
Şikago Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Divinity School)’ne kabul edildikten sonra, etkili bir liberal teolog olan Henry Nelson Wieman’ın ileri sürdüğü bilimsel rasyonalizm ilgisini çekmişti. Aynı zamanda Profesör Wieman’ın kızı Kendra’da ilgisini çekmişti ve 1943’te evlendiler. Eşi, iki kızı (Gael Rosewood ve Kimberly Smith), üç torunu ve dört torun çocuğunu ardında bıraktı.
Hayatını değiştiren Greald Heard’ın kaleme aldığı “Pain, Sex and Time: A New Outlook on Evolution and the Future of Man” (1939) kitapla karşılaştığında Profesör Smith, 1944’te Metodist bir kilisede Pazar ayini yönetiyor aynı zamanda Berkeley’de doktora yapıyordu. Mr. Heard “New Age hareketinin büyükbabası” olarak anılmış ve maneviyatın engin buutları hakkında bilgiliydi. Smith, Mr. Heard’ın iki düzine kitabını okudu ve Santa Ana Dağlarında kurduğu Trabuco Koleji’nde onu takip etti. Akşam yemeğinden sonra büyük bir kaya da dinlendiler.
“Sadece sessizce oturmuş, çorak kanyonun duvarılarına bakıyorlardı.” The Harvard Pschedelic Club dergisine Mr. Lattin “Huston Smith’in insanlardan isteyeceği hiçbir ihtiyacı olmadığını fark ettiğini ve kanyonun kenarında onunla oturmak yeterli olduğunu.” yazdı.
Mr. Heard, romancı, mistik, zihin-açıcı ustalarından Aldous Huxley ile nasıl iletişim kurabileceğini ona söyledi ve Prof. Smith 1948 yazında Mojave Çölündeki Huxley’in kamarasına gitmek için otobüsle yola çıktı. İkisi sınırsız çöl kumları ve Eski Ahit Peygamberleri hakkında derin mülahazalarda bulundular.
1945’de Şikago Üniversitesinden doktora ünvanını aldı, iki yıl boyunca Denver Üniversitesinde eğitim verdi ve St. Luis’deki Washington Üniversitesi’nden profesörlük unvanı aldı. Huxley, 1938’de St. Luis’de kurulan Vedanta Cemaatinin kurucusu Hindu keşiş Swami Satprakashananda ile tanışmayı önerdi. Prof. Smith daha sonra Hindu cemaatinin başkanı ve St. Luis’deki Metodist Cemaatin başkan yardımcısı olmuştur.
1955’te PBS öncülüğünde Milli Eğitim Televizyon ağı için popüler kolej derslerini bir dizi tv programına dönüştürdü. Bu programlardan birinde Lotus pozisyonunu canlandırmıştır.
1958’de M.I.T. tarafından işe alındı. Iki yıl sonra Huxley’in davetiyle oturacak yer bulunamayacak kadar kalabalık topluluğa yedi konuşma yaptığı diğer profesörlere katıldı. Son buluşmalarından sonraki on yıl içinde Huxley meskalin deneyi yaptı ve bir karşıkültür klasiği olan “Algıların Kapıları (The Doors of Perception)’nı yazdı. Prof. Smith dinsel mistisizm çalışmaları yapmış olsa da hiçbir zaman olgun bir mistik tecrübe yaşamadığını Huxley’e itiraf etmiştir. Huxley, istediğini muhtemelen Leary’nin sağlayabileceğini söyledi ve Smith’e onun telefon numarasını vermiştir.
1960’larda Prof. Smith sivil haklar ve 2000’lerde hoşgörülü İslam anlayışı kampanyalarına katıldı. Syracuse ve Berkeley Üniversitelerinde profesör olarak görev yaptı ve bir düzineden fazla esere imza attı. Dalai Lama’nın Amerikalılara tanıtılmasına yardım etti.
Liberal görüşlerine rağmen Prof. Smith evrim gibi tabii fenomenlerin bilim tarafından tam olarak açıklanmadığını savundu. Metodist kiliseye bağlılığına rağmen pek çok doğmasını da eleştirdi. Her gün beş defa Arapça olarak Mekke’ye doğru yönelerek ibadet etti.
En sevdiği dua dokuz yaşındaki bir çocuk tarafından yazılmış, annesinin onun yatağının altında bulduğu bir kâğıt parçasıydı.
“Yüce Tanrım, yapabildiğimin en iyisini yapıyorum.”

Reklamlar